17 Ocak 2015 Cumartesi

Müzikal Gerilim



Ben şahsen konuya girmeden önce bu filmin yılın en iyi filmlerinden biri olacağını tahmin etmezdim. Ama Whiplash beni o kadar şaşırttı ve o kadar memnun etti ki anlatamam.

Whiplash aslında bu senenin en konuşulan filmlerinden biri olmaya adaydı, bunun en büyük katkısı da Sundance Ödülleri'nde özel jüri ve izleyici ödülü almasıydı.

Herşeyin başında söylemem gereken şu ki izlemeyen gerçekten çok pişman olur. Bunu da açık ve net belirteyim dedim.

Film bizi müzikal ve gerilimin doruklarında gezdiriyor ve filmin ne zaman bittiğini bile anlayamıyoruz. Filmi izledikten sonra müziklerine aşık olabilir ve hemen dinlemek isteyebilirsiniz. Bunun yanında caz sevmeyenlerde bu filmle beraber ona da bir adım atmış olur.

Sanat, müzik uğruna verilmiş ve tek amaç haline getirilmiş hayatlar göz önüne seriliyor. Andrew'in çabasını, hırsını gördükçe inanasım bile gelmiyor.

Ayrıca muhteşem bir oyunculukla bizleri doruklarda gezdiren ve gerilimin baş kahramanlarından olan Fletcher ise hedefine ulaşabilmek için sevginin, dostluğun ve hayatin bile yeri geldiğinde değersizleştiğini gözümüze soka soka anlatıyor.



Konuya daha fazla girmeden teğet geçeyim dedim, çünkü bu film için yazılabilecek çok şeyler olduğunu sizde filmi izledikten sonra göreceksiniz.

Miles Teller ve J.K. Simmons'un harikulade oyunculukları bizlere olağanüstü bir film şöleni izletiyor.
J.K. Simmons'un da Oscar'da en iyi yardımcı erkek oyuncu ödülünü sonuna kadar hakkettiğini düşünüyorum. Golden Globe'da bunu başararak beni şaşırtmadı aslında.

İzlemenizi o kadar çok tavsiye ederim ki hayatta işinize çok yarayacak şeylerde öğrenebilirsiniz diye.
Whiplash 5 dalda Oscar'a aday olarak ta bunu zaten göstermiş durumda.

Söylenecek son söz: Kusursuz.

9,5/10

16 Ocak 2015 Cuma

Yüzüncü Yıla En Büyük Armağan



Türk sineması bu sene 100. yilini kutlarken harika filmlere sahne oldu. Bana göre hatta tam anlamiyla herkese göre bu değerli yilin en güzel hediyesi Kiş Uykusu'ydu.

Nuri Bilge Ceylan'in kariyer zirvesi yaptiğini düşündüğüm Kiş Uykusu'nu izleyebilmek için gerçekten çok bekledim ve baya heyecanlandım.

Doğruyu söylemek gerekirse 3 saat 16 dakikalik film (içinizden oha diyenler sona saklasin düşüncelerini) en baştan beni çok korkutmuştu. Ama bununla beraber Nuri Bilge Ceylan'o tam olan güvenimle 'Ya Allah Bismillah' diyerek filme başladim.

Şu anda tüm samimiyetimle söylüyorum ki isteğim herşeyi sonuna kadar aldim filmden ve gece çok geç saatte bitmeseydi ayakta alkişlayacaktim gerçek anlamda.

Nuri Bilge Ceylan bazilarina çok sikici ve durağan gelebilir çünkü ciddi manada öyle bir yapisi var. Bunu bende "Bir Zamanlar Anadolu'da" da yaşamiştim açikcasi. Ama inanin filmi süresina bakmadan izlerseniz bir anda bittiğini fark ediyorsunuz.

Gelelim bu Cannes Film Festivali Altin Palmiye ödüllü 100. Yilimiza yakişan başyapit filmimize.
Kiş Uykusu tüm Nuri Bilge Ceylan filmlerinde olduğu gibi muhteşem bir psikolojik tahlil içeriyor. Filmi izlerken karakterlerin yerine kendinizi rahatlikla koyabiliyorsunuz. Ve tüm isimler adeta filmin ana kahramani oluyor. Bu Levent Öğretmen içinde öyleydi, veya kiz kardeş Necla içinde.



Kişin soğunda tahminimce Nevşehir etrafinda geçen olayda kari-koca ilişkisinden tutunda mahalle olaylarina, yardim toplantilarina, fakirliklere ve para icinde yüzmelere kadar herşeye harika bir şekilde değinen eşsiz bir başyapit olmuş ve çikmiş karşimiza.

Lafi uzattim ama Haluk Bilginer başta olmak üzere Demet Akbağ, Melisa Sözen, Nejat İşler ve şimdi hatirlayamadiğim harika kadronun ve harikulade oyunculuklarinin karşisinde eğiliyorum.

Son olarak diyeceğimde Türk sinemasinin eşsiz yönetmenlerinden Nuri Bilge Ceylan'a kocaman bir tebrikler diyerek başarilarinin devamini ülkem adina diliyorum.

9/10

12 Ocak 2015 Pazartesi

Medyanin Çiplak Gerçeği: Nightcrawler



Nightcrawler'i izlerken kendimi gerçekten ekrana yapiştirdiğim doğrudur. Çünkü yilin en iyi filmlerinden biri olarak gösterilen Nightcrawler'i bende baya bir zamandir bekliyordum hemde büyük bir heyecanla. Ve o istediğini alan bir çocuk gibi mutlulukla başladim filme ve gerçekten tüm saniyesini dolu dolu geçirdim.
Birakayim kendimi anlatmayi da filme geçeyim.

Nightcrawler gerçekten de bu senenin en iyi filmlerinden biri bana göre. Başlikta da belrttiğim gibi medyanin tüm gerçeğini bize tüm çiplakliğiyla sunmasi. Bu aslinda büyük bir cesaret isteyen iş. O yüzden tam da burada filmi yazan ve yöneten Dan Gilroy'u ayakta alkişladiğimi söylemek istiyorum.

Gilroy muhteşem bir işe imza atmiş ve medyanin özel hayatin gizliliği dahil daha bir çok hukuksal suçlari alenen işlediğini gözler önüne sermiş.

Hatta bir haber çekebilmek için yapilan oyunlari, kurulan tezgahlari da bize göstermiş.
Filmin konusunu bir kenara birakip oyunculuklari değerlendirmek istiyorum çünkü o konuya girdim mi hiç çikamam. Jake Gyllenhaal harika ötesi bir oyunculuk sergilemiş ve tahminimce Oscar'larda da bunu bir adaylik alarak süsleyecektir.

Ve bana göre kariyerinin en güzel oyunculuğunu verdiğini düşünüyorum. Geçen yil ki Prisoners filminde de en iyi zamanlarini geçirdiği aslinda ortadaydi ama bu filmde üstüne çok daha fazla koymuş.



Para kazanmak için herşeyi yapabilen Lou Bloom'u canlandiriyor. Lou Bloom para için gözünü karartmiş insanlardan biri. Bir gün yolda giderken bir kaza görüyor ve arabasini durdurup inceliyor. Hemen oraya gelen kameramanlari ilginç bir şekilde inceleyip ben bu işi yapmaliyim diyor. Önce küçük bir kamerayla işe başliyor ve bunu çok daha büyütüp Los Angeles'in aranan ünlü habercilerinden biri oluyor.

Ee tabi parayi kazandiktan sonra gözünü daha da yükseklere dikiyor. Birakayim da burda bumu siz izleyince görün.

Son sözlerimde yine tekrar ederek söylüyorum ki Nightcrawler 2014 yilinin en iyi filmlerinden biri.
Ders alinacak ve bu konuda benzersiz bir güzellikte.

Jake Gyllenhaal ise oyunculuğunu daha da geliştirerek kariyerinin en iyi filmini çikartmiş. Umarim Oscarlarda da bir adaylik görür.

Ve bundan sonra da Dan Gilroy ismini takip etmeye başlayin derim ben.

8,6/10